Sabahattin Ali Logo
SABAHATTİN ALİBETA
Mürekkep ve İz
Ana SayfaSABAHATTİN ALİ BİYOGRAFİSİ
Sabahattin Ali Portresi
1907 – 1948 Eğridere / Kırklareli

Sabahattin Ali

"İnsanları yalan söylediğinde dinlemeyi severim. Çünkü olmak istedikleri fakat olamadıkları insanı anlatırlar."

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının toplumsal gerçekçi öncülerinden; şair, yazar, öğretmen ve gazeteci. Kısa ömrüne sığdırdığı ölümsüz romanlar, öyküler ve şiirlerle Türk dilinin unutulmaz abide şahsiyetlerindendir.

Doğum Tarihi25 Şubat 1907Eğridere, Gümülcine
Vefat Tarihi2 Nisan 1948Kırklareli (41 yaşında)
Edebi AkımToplumcu GerçekçilikCumhuriyet Dönemi
Eşi ve AilesiAliye AliKızı: Filiz Ali (d. 1937)

Kronolojik Hayat Hikayesi (Zaman Tüneli)

1907

Doğumu ve Ailesi

25 Şubat 1907'de Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere'de (günümüzde Bulgaristan, Cebel) doğdu. Babası Piyade Yüzbaşısı Ali Selahattin Bey, annesi Hüsniye Hanım'dır. Babasının Prens Sabahaddin'e sevgisinden dolayı kendisine Sabahattin ismi verilmiştir.

1922 - 1927

Eğitim ve İlk Öğretmenlik Yılları

İlköğrenimini Çanakkale ve Edremit'te tamamladı. Balıkesir Muallim Mektebi ve ardından İstanbul Muallim Mektebi'nden 1927 yılında mezun oldu. İlk görev yeri olarak Yozgat Cumhuriyet İlkokulu'na öğretmen olarak atandı.

1928 - 1930

Almanya Eğitimi ve Batı Edebiyatı

Milli Eğitim Bakanlığı sınavını kazanarak dil ve edebiyat eğitimi için Almanya'ya gönderildi. Potsdam ve Berlin'de 15 ay kaldı. Almanca bilgisini yetkinleştirdi; Goethe, Schiller ve Rus yazarlar Turgenev, Dostoyevski ile Gogol'u orijinal dillerinden okuyarak dünya görüşünü zenginleştirdi.

1930 - 1934

Yurda Dönüş, Sinop Cezaevi ve Aldırma Gönül

Aydın, Konya ve Ankara'da Almanca öğretmenliği yaptı. 1932'de Konya'da okuduğu iddia edilen siyasi bir şiir gerekçesiyle tutuklanarak Konya ve Sinop Cezaevlerinde yattı. Sinop Cezaevi burçlarında "Aldırma Gönül" şiirini kaleme aldı. 1933 Cumhuriyet Affı ile serbest kaldı.

1935 - 1943

Evlilik ve Büyük Romanlar Çağı

1935'te Aliye Hanım ile evlendi; 1937'de kızı Filiz Ali doğdu. Ankara Devlet Konservatuvarı'nda tiyatro çevirmeni ve öğretmen olarak çalıştı. Bu dönemde Türk edebiyatının başyapıtları "Kuyucaklı Yusuf" (1937), "İçimizdeki Şeytan" (1940) ve "Kürk Mantolu Madonna" (1943) romanlarını yazdı.

1946 - 1947

Markopaşa Gazetesi ve Muhalefet

Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz ile birlikte dönemin en yüksek tirajlı haftalık siyasi mizah gazetesi Markopaşa'yı çıkardı. Ağır baskı ve sansür altında gazete ismi Merhumpaşa, Bizimpaşa gibi adlarla defalarca yenilendi. Bu süreçte tekrar hapsedildi.

1948

Hazin Veda (Kırklareli)

Üzerindeki baskılar ve takip nedeniyle pasaport verilmeyince Bulgaristan sınırından kaçmak istedi. 2 Nisan 1948 tarihinde Kırklareli yakınlarında şüpheli biçimde başından vurularak öldürüldü. Cansız bedeni aylar sonra bir çoban tarafından bulundu.

Edebi Kişiliği ve Üslubu

1. Toplumsal Gerçekçilik ve Taşra İnsanı

Sabahattin Ali, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında romantizmden toplumsal gerçekçiliğe geçişin en güçlü kalemidir. Eserlerinde Anadolu insanının çilesini, ağalık düzenini, bürokrasinin duyarsızlığını ve taşradaki toplumsal haksızlıkları derin bir hümanizma ile ele alır.

2. İnsan Ruhunun Derinlikleri ve Yalnızlık

Yalnızca toplumsal meselelerle sınırlı kalmamış, bireyin iç dünyasındaki karmaşayı ve yabancılaşmayı da ustalıkla işlemiştir. Kürk Mantolu Madonna romanındaki Raif Efendi karakteri, Türk ve dünya edebiyatında pasif direnişin ve ruhsal yalnızlığın en vurucu simgelerinden biridir.

Şarkılaşan Ölümsüz Şiirleri

Sabahattin Ali'nin Sinop Cezaevi yıllarında ve gençlik döneminde kaleme aldığı birçok şiiri, Türk müzik tarihinin en sevilen besteleri haline gelmiştir:

Sabahattin Ali'nin Cezaevi Yılları

Sabahattin Ali'nin edebi hayatı, hürriyetiyle ödediği ağır bedellerle mühürlenmiştir. 1932 yılında Konya'da bir mecliste okuduğu ve dönemin yöneticilerini hicvettiği iddia edilen siyasi bir şiir gerekçesiyle tutuklanarak önce Konya, ardından Karadeniz'in hırçın dalgalarıyla çevrili tarihi Sinop Cezaevi'ne nakledildi. Nemli zindan duvarları, demir parmaklıklar ve martı çığlıkları arasında geçen aylar, onun edebiyatında derin bir hüzün ve kırılmaz bir başkaldırı damarı açtı.

Türk müziğinin ve şiirinin anıtlaşan eseri Aldırma Gönül (Hapishane Şarkısı V) ve "Duvar"gibi sarsıcı öyküleri bu cezaevi burçlarında yankılandı. 1933 yılında Cumhuriyet'in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan genel afla tahliye olsa da, 1940'lı yıllarda çıkardığı muhalif yayınlar nedeniyle Paşakapısı Cezaevi'nde yeniden hapsedilecek; parmaklıklar ardındaki tecrübesi, Anadolu insanının çaresizliğini edebiyatına aktarmadaki en sahici gücü olacaktı.

Sabahattin Ali'nin Eşi: Aliye Ali

Sabahattin Ali, fırtınalı hayatının en sakin ve güvenli limanını 1935 yılında evlendiği Aliye Hanım'da (Aliye Ali) buldu. İstanbul Erenköy'de tanışıp evlenen çiftin bu evlilikten 1937 yılında daha sonra piyanist ve müzikbilimci olacak kızları Filiz Ali dünyaya geldi. Aliye Hanım, yazarın sadece eşi değil; en zorlu hapislik, sürgün ve işsizlik günlerinde arkasındaki en büyük manevi dayanağı ve sadık dert ortağıydı.

Yazarın cezaevlerinden ve seyahatlerinden eşine yazdığı, daha sonra "Canım Aliye'm, Ruhum Filiz'im"adıyla kitaplaşan mektuplar; sert bir muhalif olarak bilinen Sabahattin Ali'nin nasıl şefkatli, vefakar ve hassas bir aile babası olduğunu tüm sıcaklığıyla belgeler. Eşinin 1948'deki ani ve esrarengiz kaybından sonra Aliye Ali, tek başına kızı Filiz'i büyüterek Sabahattin Ali'nin manevi mirasını ve haysiyetli adını bir ömür boyu onurla korumuştur.

Markopaşa Dergisi ve Sabahattin Ali

1946 yılında Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve karikatürist Mustafa Mim Uykusuz ile birlikte Türk basın tarihine damga vuran haftalık siyasi mizah gazetesi Markopaşa'yı yayımlamaya başladı. "Yazarları çok gezen, gazetesi az çıkan" ve "Toplatılmadığı zamanlar çıkar"sloganlarıyla halka ulaşan gazete, tek parti iktidarının bürokratik baskılarını, yolsuzlukları ve dış politika zaaflarını eşi görülmemiş bir cesaretle eleştirdi. Kısa sürede 60.000'i aşan tirajıyla dönemin resmi gazetelerini dahi geride bırakarak halkın en gür sesi oldu.

Baskılar, davalar ve tutuklamalar nedeniyle gazete defalarca kapatıldı; ancak ekip yılmayarak yayını Merhumpaşa, Malumpaşa, Yedi-Sekiz Hasan Paşa, Bizimpaşa ve Ali Baba adlarıyla inatla sürdürdü. Gazetedeki sert başyazıları nedeniyle Sabahattin Ali defalarca hapis cezasına çarptırıldı. Bu süreçte yayımladığı son öykü kitabı Sırça Köşk de Markopaşa ruhunun edebi bir uzantısı olarak yasaklanacaktı.

Sabahattin Ali Nasıl Öldü?

Hakkında açılan ardı arkası kesilmeyen davalar, hapis cezaları, sürekli polis takibi ve kamuda çalışma yasağı nedeniyle Sabahattin Ali nefes alamaz hale gelmişti. Yurt dışına çıkmak için pasaport başvurusu yaptıysa da talebi reddedildi. Tek kurtuluş yolunu gayriresmî yollardan Avrupa'ya geçmekte gören yazar, 1948 yılı mart ayı sonunda peynir nakliyatı bahanesiyle satın aldığı kamyonla Trakya'ya hareket etti.

Kendisini Bulgaristan sınırından geçirmek üzere anlaştığı ordudan atılma eski astsubay Ali Ertekin ile Kırklareli üzerinden sınıra doğru ilerlerken, 2 Nisan 1948 tarihinde Kırklareli'nin Sazara köyü civarında vahşice katledildi. Katil zanlısı Ali Ertekin, cinayeti "milli hislerle"işlediğini iddia ederek hafif bir ceza aldı ve kısa sürede tahliye edildi. Yazarın cansız bedeni ise olaydan aylar sonra 16 Haziran 1948'de bir çoban tarafından ormanlık alanda bulundu; ancak mezar yeri dahi tespit edilemeyerek kayıplara karıştı. Sabahattin Ali'nin katli, ardında bıraktığı karanlık soru işaretleri ve istihbarat iddialarıyla Türk siyasi tarihinin en acı faili meçhul cinayetlerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Akademik Kaynakça ve Referanslar

Bu biyografi içeriği; Özgür Ansiklopedi Wikipedia (Sabahattin Ali Maddesi), Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü (TEİS - Ahmet Yesevi Üniversitesi), Filiz Ali'nin "Filiz Hiç Üzülmesin" anı kitabı ve Asım Bezirci'nin "Sabahattin Ali: Yaşamı, Kişiliği, Sanatı" inceleme eserlerindeki tarihsel belgeler esas alınarak derlenmiştir.