Sabahattin Ali Logo
SABAHATTİN ALİMürekkep ve İz
ŞİİR DİZİNİ
SABAHATTİN ALİÖteki Şiirler

Terkib-i Bend'e Zeyl

1948
Melahat, Terkib-i Bend’i istedin ben de yazdım, fakat hiç birisini tanımadığın çocuklar hakkında yazılan bu manzumeleri daha iyi anlaman için ismi geçen ve tavsif edilenlerin ufak birer tasvirlerini yapıyorum. Mehpâre: Darülfünun Felsefe Fakültesinde ve Yüksek Muallim Mektebindedir. Erenköy’den mezundur. Harikulâde denilecek derecede iyi bir kızdır. İyiliği, fenalığı bilmediğinden değil; onu yapmadığındandır. Hayırhahlığı nihâyetsizdir. Bütün arkadaşları ona “bizim melek-i siyânemiz” derler... Benim tatildeki perişan ahvâlimi görerek “Ben senin ablan olacağım, sen de benim her sözümü dinleyeceksin” dedi. Bana birçok nasihatler etti, ama tabiî bende adam olmak kabiliyeti olmadığından... Nâhid: Darülfünun Felsefe Fakültesindedir, Gelenbevizâdelerden ve benim uzaktan akrabamdır. Şimdiye kadar hiç bir erkekte bile tesadüf etmediğim müthiş bir zekâsı vardır... Benim çok iyi arkadaşımdı... Malûmun olduğu vechile sonra en büyük düşmanım oldu... Fakat ben onun düşmanı bir türlü olamadım... Olamıyorum. Olamıyacağım... Sa’diye: Felsefe Fakültesi’nde ve Yüksek Muallim Mektebinde idi. Şimdi Fransa’da felsefe tahsil ediyor. Mehpâre kadar iyi ve çok güzel bir kızdır. Benim ablam olmak istemiş ve Mehpâre ile beraber beni adam etmek için bir hayli uğraşmıştı. Hâlâ da mektuplarında bana öyle güzel abla nasihatları verir ki!.. Belkîs: Eczacı Mektebindedir. Nâhid’in gayet iyi arkadaşıdır. Benim de fevkâlâde iyi arkadaşımdır. Bütün dertlerimi sonuna kadar dinler, benim için çok uğraşırdı... Zavallı kız iki cami arasında kalmış bînamaz gibidir... Hâlâ daha Nâhid’e söylemek istediğim şeyleri buna yazarım, o da bana acıdığından gidip anlatır... Bari bir faydası olsa!.. Münevver: Darülfünunun Fizik Fakültesinde ve Yüksek Muallim Mektebindedir. Bütün yukarıda ismi geçen arkadaşları gibi Erenköyünden mezundur. Sâkin, çalışkan, çok temiz kalpli ve saf bir kızcağızdır, müthiş kuvvetlidir. Bazan güreş ederdik de nefes aldırmadan bizi yere yuvarlardı. Ulviye: Bu sene Darülfünun Tabiat Fakültesini ikmal eden fevkâlâde güzel bir kızdır. İsmi geçecek olan Nihal buna âşık olmuş, fakat Ekrem Reşid’le ben bir punduna getirerek daha evvel ahbab olmuştuk. Ben tabîi iki üç gün sonra çekilip evime gitmiş ve Ekrem Reşid’i Ulviye ile Nihal’i de hiddetleri ile yalnız bırakmıştım... Pertev: Yüksek Muallim Mektebinde ve Edebiyat Fakültesindedir. Mehpâre’nin erkek olan bir numunesidir... Dünyada bu kadar iyi kalpli, sevimli bir çocuk bulunması melhuz değildir... Ehemmiyetsiz ve kıymetsiz Sabahaddin’e, çocuk addedilen Sabahaddin’e ehemmiyet veren ve ondan birçok şeyler bekleyen, onun ilerde birçok şeyler olacağını ümid ve tekrar eden bir adamdır. Hüseyin Nihal: Aynı mektep ve aynı fakülteden sevgili bir çocuktur. Haşin, sert görünüşü altında altın gibi bir kalbi ve ismi gibi kadın olan bir ruhu vardır... Müthiş Türkçüdür. Kendisine mektepte bu hasletinden dolayı hep “Oğuz Beyi” derdik. Âşık olmayı budalalık telakki eder, fakat âşık olmaktan hiç geri kalmaz... Orhan: Yüksek Muallim Mektebinde ve Edebiyat Fakültesindedir. Bir zamanlar fevkalâde güzel şiirler yazardı. Sonra birçok ruhî buhranlarla bunu bıraktı. Şimdi Türk edebiyatı tarihine çalışıyor. Zekâsı emsalsiz, ağır, esrarengiz, kendisini bütün hayatta dört beş kişiden ma’adasına hakiki hüviyetiyle göstermeyen bir çocuktur... Çok malûmatlı ve çok dürüsttür.