Sabahattin Ali Logo
SABAHATTİN ALİMürekkep ve İz
ŞİİR DİZİNİ
SABAHATTİN ALİÖteki Şiirler

Mesnevi

1948
Bu izhâr-ı iğbirâr ve bir nebze ahvâl-i şâir-i itibârdır Ey yâr-ı kadîm-i bî-mürüvvet Senden edeyim biraz şikâyet Reddetmek için aratma hiç lâf Yok sende birazcık olsun insâf Sen bizden utanma mektubun kes Biz bekler iken gârib ü bîkes Yaz sonra da bir buçuk sahife Envâ’-ı bahâne vü lâtife Benden yana bakma hiç kusûra Ben burada yabancıyım şuûra Ünsiyyet edince Avrupa’yla Sarhoşluğa başladım birayla Deryâ gibi raksa rağbet ettim Kızlarla temâsa rağbet ettim Bir bar köşesinde postumuz var Birkaç sarı saçlı dostumuz var Bu tahattur-ı hayât-ı pür-ahenk ve tezekkür-i çegâne-i çenktir Daldıksa da böyle nev-hayâta Sed çekmedik eski hatırâta Gitmez gözümüzden eski demler Sâzıyla sözüyle bezm-i cemler Bir yanda şerâb ü mey dururdu Bir yanda kemân ü ney vururdu Canlar bu tarafta nûş ederdi Sazlar o tarafta cûş ederdi Bin şem’a yakardı neşveden cev Âteş gibi başlayınca peşrev En neş’eli çeşmi kan kılardı Hey hey o ne dertli şarkılardı Gözler dikilip kalırdı hâke Başlarsa kemençe suzinâke Bîsûd idi zapt-ı eşke ikdâm Sel gibi hurûş edince hüzzâm Girdikte terâneler hicâze Başlardı gönüller ihtizâze Bir kâm idi bî-vefa hayattan Nısfıyye figân ederdi şattan Bir haz yayılırdı kalb-i zâre Sazlar koyulunca karcığâre Yükseldi mi nağme-i ferahnâk Şevkınden olurdu sîneler çâk Aşk ile ederken âlem efgân Bir bahse zemin olurdu cânân Bu galeyan-ı aşk ü sevda ve bir yanık nevâdır Cânân yine düştü kalb ü hûşe Tâb kalmadı başka nâme gûşe Bahset bana şimdi Mustafa sen Yalnız o nigâr-ı zulm-eserden Düşmüş o civâna semt-i râhın Duydun mu rivâyetin o mâhın Gezdinse civâr-ı Üsküdar’ı Hisseylemedin mi bûy-ı yârı Ol şûh-ı lâtif ü bî-bedelde Hışmı nigehinde tîgi elde Her baktığını helâk eden bir Keştî-i derûnu çâk eden bir Ummâna tesadüf eyledin mi Cânâna tesadüf eyledin mi Gördün mü o mehlikâyı ey dost Anmaz mı bu bî-nevâyı ey dost Mecnûnuna iğbirârı çok mu “Yârin bize bir selâmı yok mu” Gel gördü isen o nevnihâli Şerh et ona bendeki bu hâli Sevdâ-zede oldu kalb-i zârım Şerh et ona hal-i bî-kararım Şerh et ona iptilâ-yı rûhu Şerh et ona mestî-i sabûhu Gönlüm ki bir aşka müptelâdır Şerh et ona aşk bir belâdır Şerh et ona çoktur ıstırâbı Şerh et sitem olmasın cevâbı Bu bir tarikle istida-i divân-ı Galip ve bilhassa nazar-ı dikkatli câlibdir Gönlüm yine zübde-i sebûdur Lâkin sebebi o mah-rûdur Bir gün bile geçmiyor elemsiz Bilmem yaşanır mı burda demsiz Hem dem mütekarrib-i fenâyım Mihnet-keş-i günc-i inzivâyım Yalnız burada benimle hem-hâl Mey bir de Fuzulî-i elem-hâl Gam ceyşi bana edende savlet Birkaç gazel eylenir kıraet Ağalar bana gâh hayâl-i Leylî Mecnûn beni gâh eder tesellî Bir demdi ki Galib-i sühan-kâr Olmuştu dahi benimle hem-bâr Çün şimdi o yâr-i gâre dûrum Bi-şüphe melûl ü bî-huzûrum Düştüm yine hüsne iştiyâke Yok takatim aşktan mezâke Ey Mustafa etmeyip hiç ihmâl Derhal bana bir haber et isâl Bu bir fahriye-i bâlâ-pervaz ve hudâ-yı lemyezele duâ vü niyâzdır Destimde kalem bir ejderhâdır Çün sâhibi sâhib-i dehâdır Mazi ile azken iştigâli Nazmetti bu şi’r-i hoş meâli Çok görmeyin andaki hatâmı Başlandığı gündedir hitâmı Küffâr ile şebb ü rûzum Lâkin yine zindedir arûzum Tenzîlime etmeyip tenezzül İnsâf ile eyleyin tahayyül Hurşîd-i cedîd-i hâverim ben Mağrib ile de berâberim ben Âsârı da zaptedince nûrum Bir bir sönecek meşâil-i Rûm Encüm çekilip birer kenâre Benden edecekler istinâre Hürmetle nigâh edin uzaktan Bir mevhibedir bu zât-ı halktan Bahşetti bana fezâ-i dûru Bir kıldı tevazûu gurûru Yok şükrüne çünkü bende takat Elhamd o hudâya hamd-i bîhad Bu hâtime-i kelâm ve ehibbâya kısaca selâmdır. Ummân-ı hâyale daldı hâmem Bir hayli mutavvel oldu nâmem Kestim hele burda ben kelâmı Ahbaplara bolca tut selâmı Ey Mustafacık senin de mahsûs Çeşmân-ı lâtifin eylerim bûs Mektubu unutma gâh ü bî-gâh Her işte muinin olsun Allah (Yeni A dergisi, Mart 1973)