Daüssıla
1948
Pertev ve şürekâsına
Bugün de Potsdam’dan süzerken Potsdam’ı,
Yaktı yine içimi kimsesizliğin gamı.
Gözlerim inhinâsız uzayan caddelerde,
Dedim: Bu soğuk şehir nerde, İstanbul nerde?..
Ve istedim birazcık size de dert yanmağı,
Hayâlen memlekete doğru bir uzanmağı...
Burda her şey: Şehirler ve insanlar nursuzdur;
Alamanlar, âdeta besili bir domuzdur.
Sokaklar saatlerce uzanır bükülmeden
Alamanlar dolaşır üzerinde gülmeden...
Burda tebessümün de günü, saati vardır;
Dükkânlar hep bir çeşit, evler hep bir karârdır...
Gerçi bizim evlerden temizse de sokaklar,
Süslese de muhteşem meydanlarını taklar;
Ne yıkık surlar gibi bu şehrin bir süsü var
Ne de –ah sormayınız– ne de bir köprüsü var...
Köprü– bende bulmuştu serserinin hâsını,
Şimdi hatırlamaz mı eski âşinâsını?..
İlk ışık belirmeden karşıki tepelerde,
Az mı gözümü açtım ıslak kanepelerde?..
Yorgundum, uykusuzdum, paraca tamtakırdım...
Ben orda bir simide bir ceket bırakırdım...82
Gezerdim Samatya’da, Langa’da, Etyemez’de...
Çoktu tel örgüleri tırmanarak girdiğim,
Uykuyu kimsesiz bir bahçede kestirdiğim...
Fakat yine herkese neşeli görünürdüm,
Çünkü hürdüm, uçan kuşlardan daha hürdüm...
Köprü gerçi soğuktur, yattığım duba katı...
Bana bunlar hoş gelir... Size verdim rahatı...
Ey Langa bostanında gecelediğim demler...
Ve, ey şimdi gâvurca hecelediğim demler...
İçim büsbütün sızlar hatırlarsam Yozgat’ı:
Damağımdadır içki âlemlerinin tadı...
Soğuk yüzümü yakar, kar dizboyu olurdu;
Yine gözümde tüten imamsuyu olurdu...
Sürüklerdim yampiri sokaklarda mesleri;”83
Meyhanede okurdum yazdığım nefesleri...
İstemezdim odamda oturup sıkılmağı,
Âdet ettim her gece sokakta yıkılmağı,
–Bu cesareti yalnız insana rakı verir.–
Kendini sıcak, kara şöyle bırakıverir,
Kar üstümü örterken ben orda gecelerdim,
Ne de ılık bu akşam yattığım yatak derdim.
Bu hâtıralar artık benden uzaklaşıyor,
Deli gönül, muntazam bir vücudu taşıyor...
Bir zamanlar bir pula satarken kâinâtı,
Kendi elimle ittim bu kaygısız hayâtı...
Gitmeğe alışmışken ben herkesin dikine,
Enayi gibi geldim Frenk memâlikine,
Taşıyın şimdi benim gibi avanakları
Ey birbirinden nursuz Potsdam sokakları.
Potsdam, 22.12.28
(Milliyet Sanat, 1.4.1977)
82 Nâzım-ı tahrir bu vak’adan sonra on beş gün kadar yelek üzerine palto giyerek dolaşmıştı.
83 Fakir, Yozgat’ta iken şiddet-i şitâ dolayısıyle mest ve lastik giyer, fakat arasıra lastikleri çamurda terkedip sadece mest ile dolaşırdı.